2020 Tayland Gezimiz

Savadikaaa…

Tay  dilinde merhaba demek. Eller namaste pozisyonunda birleştirilip biraz a’ ayı uzatıyorsunuz ve bir de gülümseme ile savadikaaa yani ‘’merhaba’’ diyorsunuz.

Gelelim neler yaptık, neler yaşadık bu gezimizde..

03 Ocak 20202 Cuma; Türkiye’en Hareket

Sosyal medyadan takip edenler bilir 3 Ocak 2020 Cuma akşamı maceramıza İstanbul havalimanından bindiğimiz 08.30 uçağı ile yaklaşık 9.30 saat süren yolculuğumuzdan sonra; 4 Ocak 2020 sabahı Phuket’ e inerek  başladık. Başlarken sıcakta  başladı elbette.  Soğuk bıraktığımız memleketimizden sonra 30 küsürlerde olan hava sıcaklığı, hava limanından çıkar çıkmaz yüzümüze çarparak bu tropikal ve yeşille mavinin süper ikilisi olmuş adamıza  hoş geldin der gibiydi.

04 ocak 2020 Cumartesi; Phuket’te  ilk gün..

Bizi karşılamaya gelen rehberimizle buluşarak yaklaşık 1 saatlik bir yolculuğun ardından Nai Harn da ki otelimize vardık. Otelin bahçesiyle deniz arasında sadece ince bir yol var.  Lobiden deniz ve pudralaşmış sahili görebiliyorduk.  Odalarımızın bize verilmesini beklerken giydik mayolarımızı ve attık kendimizi denizin sıcak sularına. Gerçekten deniz de sıcaktı..  Odalara yerleşme faslı, ardından çevreyi gezelim görelim derken, hemen yakınında kocaman bir göl olduğunu fark ettik. Nai Harn gölü. Tam karşısında küçük ama diğerleri kadar ihtişamlı bir de tapınak vardı. Göl kenarı öyle dingin ve huzurlu bir yer ki , tam meditasyonluk.  Otele yakın yerde cumartesi günü kurulan tam da yöresel bir pazar vardı. Alışılagelmiş şeyler işte,  kızarmış akrepler, larvalar, bol bol meyve ve hediyelik eşyalar.

Nai harn , bu küçük şirin beldenin en güzel taraflarından biri ise gün batımı .. Tek kelimeyle harikaaa.. Dedim ki iyi ki bu beldeyi seçtik.ıcak denizle kucaklaşıp, çevreyi gezip günü yakın belde olan Rawai ye giderek akşam yemeğimizi  bizim balıkçılar çarşısı mantığında olan bir yere gittik. Aman ne balıklar ne deniz canlıları varmış. Kiloyla alıyorsunuz sizin için pişiriyorlar. Oldukça lezzetli bir yemekti ve o kadar tıka basa yedik ki, 14 kişi gelenleri  bitiremedik. Masada bol gülüşler kolalar, biralar yemeklerimize eşlik ediyordu. Kendi adıma söylemeliyim bir yıılık deniz mahsulü yeme kotamı o akşam doldurmuştum. Size bir yemek önerisinde bulunayım, eğer  her yemeği yiyemem diyenlerdenseniz mutlaka vejetaryen yani sebzeli, ananaslı pilavını deneyin. Çok lezzetli, ananas kabuğunun içinde servis ediyorlar. Aynı pilavın deniz ürünleri ile olanı da var.

Rawai beldesi, Nai Harn’ a araçla 10 dk kadar mesafede. Taksi ya da tuk tukla gidebiliyorsunuz.  Eğlence merkezleri, küçük barlar, bolca market ve masaj salonları var.

İlk gün için çok bile gezdik ve döndük otelimize. Ne de olsa ertesi gün şu meşhur Koh Phi Phi adasına gidecektik.

05 Ocak 2020 Pazar; Koh Phi Phi Island

Ertesi sabah mutlu ve heyecanlı uyanmış olarak sahilde yaptığımız yoganın ardından  kahvaltımızı yaptık ve bize tahsis edilen konforlu aracımızla 1 saatlik bir yolculuğun ardından adaya gitmek üzere feribotumuza binerek 1 saatte deniz üzerinde ki yolculuktan sonra vardık Phi Phi adasına..

Malacca boğazında yer alan Koh Phi Phi adası, 1940’larda Müslüman balıkçıların yerleştiği  ve Karabi şehrine bağlı, çevrede ki adaların en büyüğü, en kalabalık ve en turistik olanı. Müslümanlar  yerleşmiş olsa da ada  da yaşayanların çoğu Budist imiş.

Tekneler  kıyıya yaklaşıyorken ada görünmeye başladığında herkes güverte de adanın turkuazla brleşen etkileyici  görüntüsünü seyrediyor. Biz de o görüntüye hayran hayran bakanlardanız. Ben zaten yol boyunca vapurun üst katında yolculuk yaptım. Olsun sonrasında fazla güneşten dolayı omuzlarım kasım patı gibi su toplayıp soyuldu ama o manzarayı görmeye değerdi.

 İskelede  inip bir çarşıdan geçerek sahile varıyorsunuz.  Burada denize giremiyorsunuz denize yürüyorsunuz gerçekten git git git bitmeyen bir yürüyüş. Çömelirseniz ıslanabilirsiniz. Günümüzü burada keyifle geçirdikten sonra  aynı yoldan yorgun ve uyuya uyuya geri döndükten sonra  otelimizin önündeki sahilde gün batımını seyredip, akşam yemeği için gene Rawaii ye geçtik. Nikita restauranta giderek leziz bir akşam yemeği yedik.  Buranın en güzel mekanlarından biri Nikita. Yemek sonrası bir Lady boy bara geçecektik ki Pazar olduğu için kapalı olduğundan başka bir bara gittik. Rock müzikle kulaklarımızın pasını atarak eğlenceli bir akşam geçirdik. 2. günümüzde çok keyifli geçti yarın ki program benim heyecanla görmek istediğim Big  Buddha ve Wat Chalong..

06 Ocak 2020 Pazartesi; Bİg Buddha ve Wat Chalong

Her sabah 05.30 da kalkıp 06.00 da yogaya başlayacak şekilde hazırlanıp sahile gidiyor,bize sahilin Phuket’in  ruhuna bürünmüş bir sürü köpek ve özellikle bizi bekleyen karabaşla yoga seanslarımızı tamamlıyorduk. Sahil o kadar güzel ki , spor yapanlar, yoga yapanlar, köpeğiyle yürüyüşe çıkanlar, tatlı tatlı gelen dalga sesleri, doğan güneşin yaydığı o huzurlu ışık, sabahları daha da güzel hale getiriyordu.

 Böyle bir sabahın ardından aralara da masaj seanslarını sıkıştırarak, saat 15.30 gibi Wat Chalong’a gitmek üzere yola çıktık. Siz daha erken gidin. Çünkü tapınaklar için zaman yetmiyor.

Rehberimizin anlattığına göre; ‘’chalong’’ festival anlamına geliyormuş. 19. Yüz yıl başlarında buraya gelen Burmalıların dilinden Tay diline çevrilerek buraya bu isim verilmiş. 1806 senesinde 2. Rama döneminde bu tapınak inşa edilmeye başlanmış. 3 ana binadan oluşan Wat Chalong tapınağı, kutsal baş rahip mumyaları olan bir bölüm, insanların ibadet ettiği bir bölüm,  66.37 metre yüksekliğinde bir bölümden yani 3 ana binadan oluşuyor. 66.000.000 Tayland bahtı  para ödeniyor bu tapınağın yapımında. 20.000 euro kadar bir para.

Lord Buda’nın olduğu düşünülen ve 1999 yılında  Sri Lanka’dan getirtilen Budistlerce kutsal sayılan kemik parçası da bu binada yer alıyor. Şimdiki kral ve  o zaman ki prens, babası için getirtmiş bu kemik parçasını. Binanın içinde türlü türlü buda heykelleri, altın varak kaplama figürler yer alıyor. Halk yanlarında getirdikleri altın varak parçaları budanın üzerine yapıştırıyor ve böylelikle kutsandığına inanıyor.

Dışarıda  ocak gibi bir yapı var, dileği gerçek olanlar, buradan satın aldıkları minik dinamite benzer bir patlayıcıyı içine atıyorlar ve içeride patır patır patlıyor ve dileklerin gerçekleştiğini  gösteren bir seremoni.  Aynı zamanda kötülüklerin gittiğine inanıyorlar dinamit patlattıkça. .Çok kalabalık herkes burada sırayla dinamitini patlatıyor bu da gösteriyor ki burada dilenen dilekler gerçek oluyor.

200 sene önce kalay madenleriyle ünlüymüş Phuket. 1806 yılında  Çin’den işçi getirtiliyor ve Çinliler afyon bağımlısı. Alışkanlıkları gereği afyon ekimini yapıyorlar boş buldukları alanlara. Maden sahipleri buna müsaade etmiyorlar ve Çinliler ayaklanıyor ve birçok kişiyi öldürüyorlar. Köylüler baş rahibe sığınmak için Wat Cahalong’a  geliyorlar. ‘’Ben hep burada yaşadım ve hiçbir yere gitmeyeceğim’’ diyen rahipten güç alan halk ‘’ben inançlarım gereği savaşamam ama  siz savaşabilirsiniz ‘’.diyen rahipten onları kutsamalarını istiyorlar. Rahip beyaz bir eşarbı yırtıp başlarına bant yaptırıyor. Çinliler bu halka ‘’ beyaz bandanalı ordu’’ adını veriyor. Çinlilere karşı zafer kazanıyorlar gerçekten. Kral rahibi çağırıp ona title veriyor ve baş rahip olma ünvanı  veriyor. Bu rahibin şifacı özelliğinin de olması rahibi Kralın gözünde daha değerli kılıyor. 5. Rama’nın karısının ağrıları vardır ve rahip şifacı olarak karısını iyileştirir sonrasında daha da kutsal hale gelir. Binalardan birinde ise kendisine ve yardımcısına ait mumya bulunmaktadır.

Nakış nakış işlenmiş bu harika yapıyı da gezdikten sonra bizde dualarımızı edip sonra dinamitimizi alıyor ve ocağın yanına gidiyoruz ve patlatıyoruz gümbür gümbür dileklerimizi.

Seramonimizi tamamladıktan sonra ,10 dakikalık mesafede olan Big Buddha heykelinin olduğu tepeye doğru yola çıkıyoruz.

Yapımına yaklaşık 10 yıl önce başlanmış beyaz mermerden inşa edilen Big Buddha heykeli, 45 metre yüksekliğinde. 135 ton ağırlığındaki bu yapı Phuket’ in güneyinde Chalong tepesinde olup, güneyde nerede durursanız durun bu  heykeli görebiliceğiniz şekilde yer alıyor.

Bahçesinde büyük bir Buda heykeli daha var. Bir çok yerde de bu şekilde heykeller mevcut. her yerde dilekleriniz yazıp astığınız sarkıtlar görüyorsunuz. metalden kalp şeklinde yapılmış dileklikler. Buradan batan güneşi seyretmek oldukça keyifli. Tabi biz gün batımı seyredelim derken bir bakıyoruz ki etrafımızı maymunlar sarmış kimileri yemek veriyor maymun ailesi git gide artarak artık üzerimize çıkacak boyutta yanımıza geliyorlar. Güneş te kendi kendine batmakla meşgul.

Güneşi gönderdik günü bitirdik ve artık oradan geçiyoruz Nai Harn’a . Akşam yemeği masaj derken ertesi gün sırada James Bond adası var.

07 Ocak 2020 Salı; James Bond, Koh Payenn-Müslüman Adası

Sabahın olmayan ışıklaryla kalkıp gittik sahilimize ve yogayı,  güneşi, nefesleri çektik içimize o güzelim sahilde. All sesasons Otel de kaldık.  Kahvaltısı gayet güzel, odaları temiz yeşillikler içinde bir yer. Aç kalmayacağınız cinsten mutfak seçeneği var. Kahvaltımızın ardından gelen aracımıza binerek gene çıktık yola .

Önce aracımızla gittiğimiz sonrasında motorla ulaştığımız yerde mola verdik Hong Island ta kano cenneti denen bu yerde ve yarım saatlik bir kano turuna katıldı isteyenler. 2 kişilik kano  sizi adaların aralarındaki boşluklarda gezdiriyor ve yağmur ormanlarının görkemli ağaçları, işlenmiş gibi motifleri olan mağaramsı yerleri görüyorsunuz. Buraya sabah saatlerinde gitmek lazım . Öğleden sonra sular 5 metre kadar çekiliyor. Ne kara ne de deniz canlısı diyebileceğiniz hatta bizim kanocu rehber  Hasan’ın ‘’bunlar uzaylı’’ dediği garip balık desem değil, timsah hiç değil cinsinden varlıkları da gözlemliyorsunuz bu gezi sırasında. Çok sevimli Müslüman  olan Hasan bize eşlik etti kanosuyla. Hem şahane manzarayı gördük , ağaçlar öyle bir kök salmış ki, sular yükseldiğinde kökler denizin içinde kalıyor, çekildiğinde ise ağaçlar sanki hava da duruyordu. Hem sohbet ettik, eğlendik ve güzel bir deneyim yaşadıktan sonra ana teknemize geri dönerek 10 dk kadar daha yol aldık ve James Bond adası karşımızdaydı artık. Adını ‘’ Altın tabancalı adam’’ ”James Bond” filminden alan adanın adı Khao Phin Kan. Biz adanın etrafında gezerek dolaştık. Adaya çıkıp fotoğraf çektirmek isterseniz yaklaşık 500 THB veriyorsunuz yaklaşık 100 TL gibi bir rakam. Burada denize girilmiyor sadece manzarayı görüyorsunuz.

Sonraki durağımız ise Panyee Island yani müslüman adası. Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip. Endonezya’dan ayrılan Müslümanlar tarafından kurulmuş bir köy olan bir ada. Burayı keşfettiklerinde en tepeye diğerlerinin de bulabilmesi için bayrak asıyorlar ve böylece burada yaşamak için gelen grup bu adaya yerleşiyorlar. Sebzelerini suda yetiştiriyorlar ve çocuklara bu yöntem okulda öğretiliyor. Camisi, okulu, kreşi, dükkanları hatta denizin üzerinde bir futbol sahası bile var. Adaya yaklaşırken görüyorsunuz kazıklar üzerine çakılmış ahşap evleri. Zamanında müslüman balıkçılar burayı keşfetmiş ve devlete vergi vermemek için evlerini denizin üzerine inşa etmişler. Çevreyi gezip, dondurmalarımızı yedikten sonra artık dönüşe geçiyoruz.

08 Ocak 2020 Çarşamba; Bangla Road ve Çılgın Gece Hayatı

İşte ayın 8 i ve Çarşamba gününe geldik bile. O  sabah herkes bizim koydan biraz uzakta olan bir koya gittiler. Akvaryum balıkları var rengarenk . bir gün öncesi akşam üzeri gitmiştik oraya. Denizin içi bir akvaryum sanki. Ben otelde kaldım ve  saat 03.00 gibi hepimiz bir araya gelerek aracımıza bindik ve Bangla Road’a doğru yola çıktık. Yolda mola vererek, 100 Tbh ye satın aldığımız muzları yavru file yedirme, ona yakın olma, diken gibi saçlarını okşama şansına sahip olarak burada vakit geçirdik. Öyle sevimli ki ona dokunmak, fil sevgimden sanırım bana çok iyi geldi. Fotoğraflar derken akşam üzeri gibi geldik meşhur barların, stripçi kızların, adamların olduğu sokağa. Hayat burada 10 dan sonra başlıyor. Her yer bar. Kızlar bikinili halleri ile sokaklarda içeri müşteri çekmeye çalışıyorlar. Türlü türlü şovlar var her cinsten yani. Bir avm ye girdik ve akşam yemeğimizi yedikten sonra caddede dolaşmaya başladık. Hindistan cevizli dondurması çok keyifli tatmanızı öneririm. Yanında hindistan cevizi suyunu da veriyorlar. Yemekler Tayland mutfağı işte. Bizde sokakta dana döner var onlarda timsah  çeviriyorlar. Kakalak tan tutun akrebe çıtr çıtır kızarmış ahtapotlara her şey var  burada da.

Otele dönüşümüzün ardından, odalarımıza geçip internete kavuşmanın verdiği hazla özellikle ben, oda arkadaşım uyurken günlük fotoları story olarak paylaşmak durumunda kalıyordum. Paylaşmakta zor iş. Çok zaman alıyor. Benimde işim bu tabii ki saat kaç olursa olsun mesai devam ediyor.

09 Ocak 2020 Perşembe; Coral Island

Her sabah ki güneşi selamlayan yoga ve nefes çalışmamızın ardından  bu sefer ki rotamız Coral Island yani Mercan adasına. Phi Phi, James Bond adaları hepsi ayrı güzellikte olsa da Corel adası beni bir başka mutlu etti tüm gün buradaydık. Denizin için tam bir akvaryum. O balıkların renkleri, güzellikleri görmeye değer. Ben ki köpek balığı olabileceğini düşünürken kendimi bıraktım okyanus sularına şnorkelle düştüm balıkların peşine. Tabi ki gittiğimiz yerlerde en çok yaptığımız şey  tropikal meyveler yemek ya da suyunu içmek. Buralara Tanrı çok cömert davranmış. Mango, ananas ve adını bilmediğim ve daha önce görmediğim bir çok meyveyi tattım burada. Turkuaz rengi okyanus, pudra rengi sahiller gerçekten ayağınızın altında sanki pudra varmışcasına yumuşacık kumsal. Her şey çok güzel. Kıyıdan bindiğimiz motorumuzdan, sular çekilmesiyle birlikte oluşan durumdan ötürü denizin açıklarında inip sahile kadar epey yürüdük.

Dönüşümüzün ardından o odadaki son gecemiz olarak odalarımıza döndük ertesi gün bir çiftimiz Phuket’ten Türkiye’ye dönecek ve bizde Bangkok a geçecektik.

10 Ocak 2020 Cuma; Bangkok , Chatuchak Weekend Market

Sabah yogamızı ihmal etmeden,  güzel bir kahvaltı ardından 12.00 gibi otelimizden ayrılarak ve hatta gitmeden önce son bir çarşı pazar yapalım dedikten sonra, hava limanına geçtik ve yaklaşık 01.30 dakikalık yolculuktan sonra Bangkok’ a gelerek otelimize gittik. Ardından  Chatuchak Weekend Market denilen o devasa gez gez bitmeyecek pazar alanına gittik. Burası çin pazarı gibi yok yok bir yer. Biz sadece bir bölümünü saatlerce gezdik. Meyveler, kızartmalar, giyim, hediyelikler gibi bir sürü şeyin satıldığı bir yer burası gez,  gör, dolaş alışveriş yap kısmından sonra otelimize geri döndük.

11 Ocak 2020 Cumartesi;  Wat Pho, Grand Palace

Ertesi sabah kahvaltımızın ardından erken yola çıktık. Beni heyecanlandıran   Wat Pho yani Yatan Buda’yı görmeye gidiyorduk.

dav

Oldukça görkemli ve sanatsal açıdan ağzımız açık kalacak şekilde yapılmış olan bir sürü yapı var etrafımızda. İnce ince işlenmiş sanat. Bahçesinde her yerde yoga yapan insan figürleri var. Yeşillikler içinde bir sanat ve farkındalık sokağı burası sanki. Diğer bir adı Wat Phara Chetuphon olan, yatan buda tapınağı olarak geçen tapınağın kapısında ayakkabılarımızı çıkarıp poşete koyuyor  ve omuzlarımızı hafifçe örttükten sonra içeri giriyoruz. Size kapıda poşet ve su veriyorlar aldığınız bilete karşılık olarak. Burası Tayland’ın en ünlü Budist tapınağı. Tarihte burası bir üniversite olarak geçiyormuş. Tıp bilimi meditasyon  ve masaj eğitimleri verilen bir tapınak. 16. yy başlarında inşa edilmiş bu tapınak, 1781 yılında Bangkok’ un başkent olması ile beraber yeniden yapılandırılmış. Nehrin diğer yanında Tounbori adındaki başkenti buraya taşıyor. Kral da sarayını bu tapınağın yanına inşa eder  ve kendisinin ibadet yeri olarak kullanır. Bahçesinde 71 adet minareli yapı var. İnanışa göre yakılan rahiplerden kalan bir parça,kristale ya da bir değerli taşa dönüşüyormuş. Bu binaların altında bu kristal parçaları ve 1. Ramanın külleri de bu binaların altında yer alıyormuş. Duvarlar Tayland’ın  ve Budizm tarihinin anlatıldığı seramik üzerine işlenmiş resimlerle dolu. Her Rama bu tapınağı geliştirmeye devam ediyor ve bu tapınağın 22 senedir inşası devam ediyor.

Ve karşımda işte heyecanla beklediğim Yatan Buda.  Altın varak kaplamalı, 45 metre boyunda ve 15 metre yükseklğinde , Buda’nın nirvanaya ulaştığını sembolize eden  figürün ayak kısmında, Budistler  tarafından kutsal sayılan 108 adet iyiliği, güzelliği  anlatan 108 sembol var. Ayaklarının uzunluğu ise 3 metre genişliği 5 metre. Sedeflerle işlenmiş olan semboller aynı zamanda iyi eylemleri de anlatıyor. Etrafında tur atarken duvarın dibinde var olan 108 adet bronz kaseyi görüyorsunuz. Bir miktar bozuk para satın alıp bu kaselerin içine teker teker atarken çıkan ses in iyi şans getirdiğine inanılıyor. Bu toplanan paralar ise hem rahiplerin ihtiyaçları için, hem de tapınağın giderleri için kullanılıyor. Tapınağın dış tarafında da bir sürü küçük büyük buda heykelcikleri yer alıyor.

Tavafımızı gerçekleştirip, fotoğraflarımızı çektikten sonra geçiyoruz 10 dakika yürüme mesafesinde olan Grand Palace ye, yani Kraliyet Sarayına.

Basık ve yağmurlu bir Bangkok günündeyiz. Grand Palace’ye geldiğimizde kapıdan geçerken ve her kapıda bizi, çirkin diyebileceğimiz 2 büyük heykel karşılıyor. Bu kötülükleri kovduğuna inanılan koruyucular olarak yer alıyor orada.

Gene muhteşem yapılar  gene sanatsal işlemeler. Altın varakla kaplı içinde küllerin olduğu stupalardan burada da var. O kadar büyük bir alan ki, bahçesinin her bir duvarı 4 km imiş.

Sadece Kralın belli mevsim değişikliklerinde, üzerindeki kıyafetini değiştirdiği Zümrüt Buda’nın olduğu tapınağa giriyoruz. Wat Phara Kaew ‘’ Zümrüt Buda’’ anlamına gelip önem değeri yüksek olan bir tapınak.

Bu tapınağı diğerlerinden ayıran şey,13. Yy dan kalma ve  tek parça olan zümrütün oyularak 66 cm yüksekliğinde buda heykeline çevrilmiş olması.

Dışarıda sunaklar ve adak yerleri var. İçeride fotoğraf çekmek yasak. İsterseniz Budistler gibi küçük alanda ibadet edebilirsiniz. Zümrüt budaya sadece üzerini değiştirmek için kral dokunabiliyor. Giyimleri ise altından yapılma.

Dolaş dolaş bitmeyen bir bahçesi var her yapı birbirinden ihtişamlı. Bu tapınak 1 Rama yani kral Buda Yodfa Chulaloke tarafından eski başkent Thonburi ‘den buraya taşınmış. Ve Budistlerin gözde tapınağı olmuş.

Kraliyet sarayında giyim çok önemli . kesinlikle kolları ve paçaları uzun şeyler giymeniz gerekiyor.

dav

Sarayın halka açık alanında ki gezimizi yaptıktan sonra dışarıda çok sevimli bir kafede buluşuyor ve sonrasında yağmurun dinmesiyle birlikte tekneyle nehir turuna çıkıyoruz. Nehir çok kirli görünse de dalgalar üzerimizi ıslatsa da ‘’ bu sudan mikrop kapar mıyız? ‘’ desek te keyifli bir nehir  gezisi ardından otelimize geri dönmeden önce de  China Town’ a ve sonra Asiatıc adı verilen bir yere gittik. Burası Kaleiçi gibi bir yer. Eğlence alanları mevcut. Alışveriş imkanı ve restaurantlar var. Hemen nehir kıyısında yer alıyor. Biz de içimizde ki çocuk moduyla atlı karınca keyfini yaşattık kendimize ve dedik ki yaşasın içimde ki çocuk J ve akşam sky bar deneyimiz yaşayacağımız 59. Katta ki Vertigo bara gittik. Bangkok ayaklarının altında , gece ışıl ışıl, ve her şeyin çok güzel olduğu anlarla dolu bir gece daha yaşadık.

12 Ocak 2020 Pazar; Folating Market

Güzel ve bol gülümsemeli bir günün ardından buzdan hallice sıcak odalarımıza döndük ve sabah kahvaltımızın ardında n artık son etkinliğimiz olan floating market için yola koyulduk.

Bir saatlik bir araç yolculuğundan sonra tren raylarının üzerinde kurulu olan bir pazar alanında mola verdik. Rayların yanına halk pazar kuruyor tren geleceği zaman tezgahlarını topluyorlar ve her seferinde aynı işlemi gerçekleştiriyorlar. Başka bir semtten buraya gelen trenin içindekiler halkı selamlarcasına el sallıyor, makinalar ellerinde olan halk trenin fotolarını çekiyor, burada en önemlisi bu turistik bir olaya dönüşmüş. Bu pazar gördüğüm diğer yerlere göre en ucuz yer.

Trenin gidişinin ardından biz de aracımıza binerek yola 1 saatlik süre sonra varacağımız floating market alanına doğru yola çıkıyoruz.

dav

Floating marketin Tayland için önemi büyük. Motorlu ya da motorsuz araçlara binip nehir üzerinde alışveriş yapma zevkini yaşıyorsunuz. Alıcılarda satıcılarda kayıkların içinde yanınızdan bir dükkan geçiyor. Bu çok keyifli bir ortam yaklaşık bir saatlik yolculuğumuzdan sonra geri dönüyor ve  otelin çevresinde bir yerde lezzetli bir yemekten sonra kendimizi masaja bırakıyoruz. Bu gece son gecemizdi.  Buradan ayrılmadan önce dedik ki yakın civarda olan kovboy sokağına gidelim. O sokakta da dansçık kızların şovu var. Bangla Road kadar olmasa da burası da şovlarla dolu. Bir bara geçtik ve dans şovu izledikten sonra otelimize geri döndük.

13 Ocak 2020 Pazartesi; Türkiye’ye dönüş vakti

Ertesi sabah kahvaltımızın ardından ‘’21’’ adı verilen ve bayağı büyük avm ye gittik. Uzunca bir zamanı burada geçirdikten sonra tekrar son bir masaj daha yaptırıp otele geri döndük. Bavullarımız lobide bizi bekleyen bavullarımızı alıp akşam 20.00 civarı yola çıktık. Bu ne trafik.. Erken gider biraz frree shopta zaman geçiririz dedik ama nafile. 23 30 olan uçağımıza ucu ucuna yetiştik. Siz siz olun Tayland ta yola erken çıkın, trafik çok fazla olduğu için uçağınızı kaçırabilirsiniz. Bangkok havalimanı ise mahşer yeri gibi. Bu kadar kalabalığı bir arada görmemiştim havalimanı içinde hiç.

Bunca şey yazdım  toplamda 3014 kelime ile anlatmaya çalıştım.  Neler yaşadık, nasıl yaşadık, gene de bazı şeyler eksik kalıyor anlatırken. Yaşanalar gibi olmuyor işte. Mesela gülüşlerimiz yok bu yazıların içinde aramızda ki samimiyet, memnuniyetlerimiz, az da olsa yer yer değişen belki memnun olmadıklarımız, rehberimizin ne kadar içten ve sevecen olduğu, misafir olarak gelen Tülay hanımın nasıl canla başla bize rehberlik ettiği, oysa ki o da oraya gezmeye gelmişti, mesela kikirdeşmelerimiz ya da lady boy barda ki hallerimiz yok. Yok işte bazı şeyler; duygular, özlemler, sevinçler, mutluluklar tam yansıyamıyor kelimelere, bir şeyler eksik kalıyor. Ben gene de dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım sizlere…

Phuket programı hazırlıyorum dediğimde bana tam destek olan Duygu ve eşi Kayıhan’a , bize rehberlik yapmayı kabul eden ve en güzel şekilde bu rehberliği gerçekleştiren Salim bey’e, misafir rehberimiz olarak bizi Tayland ile ilgili donanımlı bir şekilde aydınlatan Tülay hanım’a, 3 yıldır yurt dışı turlarımda hep yanımda olan sevgili Kadriye’ye, oda arkadaşım olarak 10 günün geçirdiğim, gezimize renk katan sevgili Dilek’e ve Züleyha’ya, genç ruhuyla bize enerji veren Ezgi’ye, gezimizi şenlendiren sevgili Şeniz ve Bahadır çiftine, aynı dili konuşamasak ta aynı ortamın uyumunu yaşadığımız Michael ve Karen’e, Naci Bey’e  uyumları için çok teşekkür ediyorum.

Eğer istiyorsanız, dilerim sizde bu denli keyifli bir serüven yaşarsınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir