Pembe Şehir Jaıpur

Pembe Şehir Jaıpur

23.2.2019 Cumartesi Delhi – Jaipur

dav

Nepal‘den Delhi Hindistan’a inişimizin ardından bu sefer havalimanından çıkmak Nepal deki kadar zor değildi.  Dışarı çıktığımızda bizi aracımız ve karşılamaya gelen acenta sahibi bekliyordu.Çok oyalanmadan 6 6 30 dakikalık yolculuğumuz için hemen yola çıktık. Araç şoförümüz çok tatlı babacan biri. Yolda durup maymunlar için papaya  aldı fotoğraf çekmemiz için. Kısa bir mola molası verdik hemen.  Maymunlarla haşır neşir olmanın mutluluğunu yaşarken bir grupla karşılaştık yolda aman Allahım canım Hindistan renkleri şenliği görülmeye başlamıştı hemen. Yolda karşılaştığımız grup Tanrı Shiva için tapınağa gidiyorlardı. Aman ne eğlence.  Zannedersiniz ki düğüne gidiyorlar. Uzun bir konvoy. Şen şakrak yoldalar. Onlarla selamlaşıp el sallıyoruz yola devam ederken. kah güldük, kah uyuduk, mola verdik derken geldik jaıpur da Savor Portico Otele.  Otel güzel bir otel, yemekleri  çok güzeldi bence.  Hindistan’a geldiğimiz hemen belli oluyor baharat kokusundan. Yemekten sonra dışarı çıkıp bir yerlere gitmek istediğimizi şöförümüz  Yeslip’e söyledik  bunun iyi bir düşünce olmadığını belirti. yol yorgunluğununda etkisiyle geçtik odalarımıza daldık rüyalara 🙂

24..2.2019 Pazar Jaıpur – Fatehpur

Ertesi sabah kahvaltımızın ardından rehberimiz Hemmal ile buluşup şehir merkezine doğru yol alıyoruz.IMG-20190225-WA0052

Yolda anlatmaya başlıyor rehberimiz. Rajastan krallar ülkesi demekmiş. Rajastan Hindistan’ın eyaletlerinden biri. Jaıpur ise Rajastan’ın başkenti. Diğer bir adıyla Pembe Şehir.  Jaıpur’un pembe şehir olarak ta adlandırılmasının sebebi, bu şehirde ki binalar hep pembe. Devlet tarafından her 3 yılda bir boyanıyormuş. Görkemli bir mimari yapıya sahip olan Jaipur’un ismi, kurucusu Mihrace II. Jai Singh’ten gelmekteymiş. Mimariye önem veren Singh tarafından 4 yılda kurulmuş bu şehir. Mihrace II. Jai Singh, 1699 – 1744 yılları arasında yaşamış devlet işlerinin yanında astronomi ile de ilgilenmiş.

İlk durağımız olan Hava mahal; rüzgar sarayı anlamına geliyor. Jaıpur’un en önemli turistik yapısı. Önden bakınca yüksek bir bina gibi dursa da, o duvarın arkası boş. 5 katlı görünen bu yapı arka planda 2 katlı aslında Kral eşleri ve haremde ki kadınlar,  yazın dışarıda şenlik ya da festival gibi etkinlikler olduğunda bu yapının arkasından seyrediyorlarmış. Yapının ön kısmı Tanrı  Vişnu’nun tacı şeklinde yapılmıştır. Burada bir fotoğraflama yaptıktan sonra geçiyoruz Amber fort kalesine.

Amber fort, Mihrace Moğolların zayıfladığını görünce yaşadığı bu kaleden bugünkü Jaıpur vadisinIMG-20190225-WA0045e iner ve şehri kurar. Kalenin yapımı Ekber’in bir komutanı tarafından başlatılmış Jaı Singh tarafından tamamlanmış. Kaleye ya fillerin üzerinde ya da ciplerle çıkabiliyorsunuz. Şehirden 11 km. kadar uzaklıkta. Yürümek için uzun bir yol anlayacağınız. Biz fillere bindik. Yavaş yavaş giden filin üzerinde arada korktuğumu hissetsemde bir iile o kadar yakın olmanın mutluluğunu da yaşadım. Bir file 1100 rupi verdik. 2 kişi biniyorsunuz. Kişi başı 550 rupi yani.

Amber sarayının girişinde Divan – ı  AAm denilen Halk Salonu var. Burası sütunlarla çevrili bir yer. Duvarları ise mozaik kaplı. Bahçesi geometrik desenler içinde olan bu yapının sağ tarafında da Kali tapınağı var. Beyaz mermerden yapılmış olan Sıla Devi tapınağı da görülmeye değer bir yer.

Mihracenin oturduğu bölümün mozaik ve heykellerle süslü girişi var. Daha sonra Jai Mandir denilen ‘’Zafer Salonu’’ na ve sonra Sheesh Mahal (aynalı Saray) a  geliyoruz. Burası boydan boya küçük aynalarla kaplı. Bu kışlık salonun kapısı yok. Ağır halılarla kapatıyorlarmış kışın bu boşlukları. İçeride mum yakıyorlar ve o mumun yansıması ile küçük ayna parçacıklarının yansıttığı ışığı siz düşünün artık. Gerçekten orada ki işçiliğe hayran kalmamak mümkün değil. Bir pencere görüyorsunuz mermerden dantel gibi oyularak yapılmış. Her şey düşünülmüş o zamanlar. Duvarlardan akarak gelen bahçeye ulaşan su yolu klima etkisi yaratıyormuş.

Fillerle  çıkıp ciplerle inişimizin ardından geçiyoruz Mihracenin yaşamış olduğu saraya. Yolda dakikalarca kobra oynatanları görebilirsiniz. Bir kaç rupi ye siz de kobra dansı seyredebilirsiniz. garip bir duygu çünkü ben o kobraya dokunabildim. Derisi çok tuhaf bir his uyandırıyor. Onu geçtim beni sokar mı endişesi nasıl yaşamadım onu  bilemedim yani.

IMG-20190225-WA0055Saray Chandra Mahal  (Ay Mekanı) olarak adlandırılıyor. Sarayın girişinde Singh İn müzesi bulunuyor. Burası lüx döşeli, minyatürlerin ve çeşitli sanat eserlerinin olduğu bir yer. Burada bir de silah koleksiyonu bulunmakta. Giysiler bölümünde ise Mihrace ve mihranilerin elbise ve kaftanları sergileniyor. Jingh’in oğullarından biri özürlüdür ve bu sebeple kimseyle evlenememiş ve çocuğu olamamış, ama haremi olmuştur. 2 metre boyunda ve 250 kg ağırlığındadır. Onun kıyafetleri de sergileniyor bu müzede. Bu sarayın içinde de Divan-ı Aam yani Halk Salonu ve Divan-ı Khas Soylular Salonu bulunmakta. Bu sarayın dışında sergilenmekte olan gümüşten yapılmış bir su tankı görüyoruz. Bu tank boş haliyle bile 350 kg. Mihrace İngiltere ye giderken bu tankların içinde içeceği Ganj nehrinin suyunu  taşırmış. Ne ilginç değil mi?

Sarayın bir bölümünde mihracelerin en küçüğünün sarayı var. İçeri gezmek isterseniz para veriyorsunuz. Bütün alınan biletlerin kafedeki ödemelerin kdv lerinin mihracenin torununun hesabına geçtiğini öğreniyoruz. Üstelik bu mihrace torunu has o aileye ait değilmiş. Erkek çocukları olmadığı için evlatlık alıyorlar. Bugün kendisi aynı

dav

zamanda İngiltere de yaşamaktaymış en genç mihrace.

O zamanlarda sarayı koruyan askerlerin hadım edildiğinden bahsediyor rehberimiz. Bu da bir güvenlik sanırım. 😉

Mihraceler, saraylar derken  kafamız bir dünya oldu. Ne görkem ne ihtişam varmış yahu o zamanlar.

Sarayın yanında lüx bir kafeterya var. Oraya geçtik ve kısa bir mola verdikten sonra bu sefer rotayı Jantar Mantar gözlem evine çeviriyoruz.

Jantar Mantar;

Burası astrolojik  gözlem  evi.Hindistan’ 3 adet gözlemevi varmış. Burası en büyük ve gözde olanı. Anlatması çok kolay değil burayı gerçekten görmek gerekir. O basit taş yığının içindeki hassas ölçümler şaşırtıyor insanı.. İlk bakışta pek bir şey anlaşılmayan modern mimari yapısı olan bir alan gibi görünse de burada ki her yapının ayrı bir önemi var. 30 metrelik bir güneş saati yapılmış o dönemin şartlarında Jaıpur saatini gösteriyor tabi güneşli günlerde. Yıldızların hareketlerini gözlemleyebiliyorsunuz. ‘’Burç geçişlerini. Hatta Ay ve Güneş tutulmalarını da

dav

buradan anlayabiliyorsunuz’’ diyor Hemmal biz serinlemek için aldığımız dondurmalarımızı yerken anlatmaya devam ediyor.

Yol üzerinde sonradan göle çevrilmiş alanın içine kurulmuş olan Water Palace’ın önünde yani cadde kısmında fotoğref molası veriyor ve oradan geçiyoruz tekrar Hava Mahal’ in olduğu alış veriş  yapacağımız caddeye. Orada hemen Hava Mahal’in kaşısında üst katta bir kafede oturup mola veriyoruz.  Biraz ara verelim çok bilgi yüklendik bugünde 😉 Alışverişin ardından otelimize geçiyoruz. Dışarı çıkma isteğimizden vazgeçerek otelimizin Jaıupur manzaralı terasında keyifli bir süre geçirdikten sonra odalarımıza çekildik. Ertesi gün önce Fatehpur sonra Agra yolculuğu var.

25.2.2019 Pazartesi

Fatehpur Sikri;

Jaıpur  anılarımızı yanımıza alarak o güzel şehri pembe şehri mihracelerin şehrini arkamızda bırakıyor ve sevgili şöförümüzle yol alıyoruz Fatehpur Sikri’ye. Merkezde rehberimiz Sance ile buluşup bizi yukarı Ekber Şah’ın IMG-20190225-WA0061sarayına taşıyacak olan minibüse bindik. Yanılmıyorsam 20 rupiye tıngır mıngır 5  dakikalık bir mesafe sonrası Ekber’in muhteşem sarayına ulaştık. Burası Uttar Pradeş eyaletine bağlı. Denilen o ki eskiden burası Babür imparatorluğunun  baş şehriymiş.

Diyor ki rehberimiz ‘’ şu an üzerinde durduğumuz yer eskiden dağ idi. Dağ oyularak üzerine Ekber Şah tarafından bu yapı inşa edildi. Burası Zafer Şehri olarak anılıyor. Unesco tarafından Dünya Mirası olarak koruma altına alınmış. Bu yapıda eşleri değişik dinlere mensup olan yani biri hindu biri müslüman diğeri hristiyan olan Ekber üç kültürün karışımını yansıtmış duvar işlemelerine. Osmanlı laleleri, kilise motifleri ve lotus çiçeği figürlerini bir arada görebildiğiniz bir yapı. En çok ta hindu eşini sevdiği için ayrı ayrı yaptırdığı evlerden en büyüğünü de hindu eşine vermiş. Boşuna sevdalanmamış hindu eşine. Rivayete göre; 12 yıldır başarı ile tahtın başında olan Ekber Şah’ın  birkaç eşi ve cariyeleri var ama çocuğu olmuyormuş. Ekber bir gün Şeyh Selim adında bir veliyi ziyaret eder ve bu veli ona 3 çocuğu olacağını söyler. Gerçekten de bir yıl sonra bir oğlu ve daha sonra 2 oğlu daha olur. Çocuklar hindu olan eşten olduğu için ona yağdırmışta yağdırmış. Onun hanesi kocaman. İçeri de banka dedikleri taştan oyma altınlarını koydukları yer var. Hindu ‘nun IMG-20190224-WA0144bankası ve mutfağı da oldukça büyük. Diğerlerinin evi sıradan ve gösterişten uzak. Bahçesinde bir havuz gibi bir yer görüyoruz. Dibek taşı gibi bir alet var burada. İçine kokulu gülleri atıyorlar ve sıkılan güllerden yayılan esans yazın esmesiyle birlikte etrafa yayılıyor ve banyo sularına bu yağ karışarak mis kokulu sularda banyo yapıyorlarmış. İhtişama bakın yav.

Yapının içinde tam ortasında durup yukarı da baktığımız yerde, sadece Divan-ı Khas denilen devlet adamlarının  girebildiği bir alan görüyoruz. Yukarı çıkan 2 merdiven var birinden Ekber diğerinden ise devlet adamları geçiyor.

Bahçesinin o güzel enerjisine diyecek yok. Bir de ortada gördüğümüz bir çizim var. Meğer bizim bildiğimiz kızma birader oyun alanı imiş. E üzerinde ki taşlar nerede diyecek olursanız sıkı durun. Taş yerine cariye kullanıyormuş. Allah Allah oyuna bak. Bak şu Ekber’in hallerine.

Velhasıl kelam Şah  Ekber  veliye yakın olmak ister bu yapıtı yaptırır. Fakat bu şehrin su kaynakları yeterli olmadığı için burada çok kalamazlar. Burası bundan sonra Hayalet Şehir olarak anılır.

Rehberimiz pek tatlıydı hatta bizim profesyonel bir tavırla fotoğraflarımızı çekti. Dediğine göre çocukluğu şimdi bulunduğumuz yerin üzerinde geçmiş. Rehberlik o dönemde kanına işlemiş sanki.

Aklınızda olsun buraya giriş te 600 rupi. Sonra biniyoruz aşağı inen dolmuşumuza. Tin tin giderek vardık aracımıza ve yola koyulduk tekrar. 1, 1.30 saat kadar sonra akşamüzeri gibi Agradaydık.

Agra’da Tac Mahal’i ve Agra Fort’u gezeceğiz.  Diğer yazımda buluşmak üzere sevgiyle kalın 🙂

Yeşim Güralp

Yoga Eğitmeni Nefes Terapisti Hipnoterapist

212121 (1)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir