Hindistan 2018 Agra Delhi Rishikesh

Hindistan 2018 Agra Delhi Rishikesh

26.Şubat 2018

dav

dav

Bugün günlerden aşk olsun…

Ve tekrar Taj Mahal deyim. İki yıl önce burayı görmüş ve çok etkisinde kalmıştım. Bir aşk nelere kadir demiştim Şah Cihan ve Mümtaz’ın aşk hikayesini duyunca.

Bugünlere kadar taşınan hikaye şudur ki;

Dönemin kralı Şah Cihan’ın büyük aşkı eşi Mümtaz Mahal’ın ölümünden sonra uğruna inşa ettirdiği Taj Mahal, büyük aşkının ölümsüzlüğünü günümüzde dahi konuşturacakken, tabii ki Şah Cihan’ı da ölümsüz yapıyor.

Şah Cihan’ın aslında üçüncü eşi olan Mümtaz ile evlilikleri, 5 yıllık aşkın sonunda Cihan 19, Sultan 20 yaşındayken gerçekleşir. Sarayın mücevheri, seçilmiş kişi anlamlarına gelen “Mümtaz mahal” ismi bizzat Şah tarafından konmuşken, bu abideye verilen “Tac Mahal” ismi de sarayların tacı anlamındadır.

dig

dig

Mümtaz Mahal 14. çocuğunu dünyaya getirdikten sonra vefat etmiştir.  Öleceğini hissettiğinde Şah Cihandan aşklarını asırlar boyu yaşatacak bir yapıt yapmasını ister, Üstelik bu yapıtın kocasına öğrettiği ustalıkla olmasını ister ki bu sanat ta asırlarca devam etsin. Bu onun vasiyetidir artık.  Ölümünün ardından derin bir yasa giren Şah Cihan bir süre sonra eşinin istediğini yerine getirmek için kolları sıvar.  5 yılda 2000’den fazla proje Şah Cihan’a sunulmuş, en son Tac Mahal’in bugünkü haline karar verilmiş. Tac Mahal’in kubbesi Mimar Sinan’ın öğrencileri tarafından yapılmış. Caminin yazılarında da Türk hattatların imzası bulunan eserin asıl mimarının ise İranlıymış.. Ve bu uğurda 22.000 gönüllü işçi çalışarak bu yapıtı 22 yılda tamamlamışlar. İnanması güç geliyor insana.

Rehberimizi gözümüzü kırpmadan dinlerken o da büyük bir aşkla anlatmaya devam ediyordu.

IMG-20180226-WA0077Aslında Tac Mahal de ki tüm işlemelerin ustası Mümtazmış. O; eşini bu mermer işçiliği konusunda yıllarca eğitmiş tüm bildiklerini anlatmış ve bu ustalık eserinden bir yapıt istemiş kocasından.

Görmeyenler için biraz yapıdan bahsedeyim.

Binanın her yeri mermer. Beyaz mermer. Aralarda lapis, malakit, akik, sedef, turkuaz, yakut gibi Güney Hindistan’da çıkan doğal taşlardan yapılma, çini işlemelerine benzeyen motifler var. Bu motifler genellikle lale veya çiçek.. Yapıyı gezerken vavvv diyorsunuz. Binanın içinde büyük oranda simetri hakim. Mümtaz’ın mezarı da tam ortada. Simetriği bozan tek şey Şah Cihan’ın sonradan yapılan mezarı. Dış cephe de Kuran-ı kerimden ayetler kapıyı çevreliyor. Hep diyorum ya okumakla değil de oraları  görmek ve oradaki duyguları yaşamak bambaşka. Ben gene de dilim döndüğünce anlatmaya devam ediyim.

Ayete bakarken en üsttekini bile rahatlıkla görüyor olmanın bir matematiksel hesabı varmış . Binanın en üstünde ki yazıyı okumak zor olmalı normalde ama baktığınızda aşağıdan yukarı kadar sanki harfler aynı büyüklükte gibi. Göz yanılgısından algıyı değiştirtecek olan ince detaylar var bu yapıda. Mesela etrafında ki dört minare; aşağıdan yukarı doğru dışa kavis yaparak yükseliyor. Köşe sütunlar sekizgen olmamasına rağmen öyle görünüyor. Muhtemel olarak sadece süs için değildir, belki de sırını daha sonraki zamanlarda bize açacak olan yapılardan biridir burası. Üzerinde ki çalışmalar, işçilik görmeye değer yerlerden birisi. Boşuna dünyanın 7 harikasından biri olmamış. Üstelik bu yapı  oldukça büyük bir bütçeyle yapılabilmiş.Biz öğlen gördük bu yapıtı denilen o ki  güneşin hallerine göre bu yapıt ta renk değiştiriyormuş. Sabah ilk ışıklarla pembe iken dolunayda altın sarısıdavna dönüşüyormuş. Fillerin sırtında Tibet, Sri Lanka dan gelen taşlarında bu renk değişiminde etkisi olduğu düşünülüyor.

Bu aşkın anıtını arkamızda bıraktıktan sonra rehberimiz bizi taş işçiliğinin yapıldığı atölyeye götürdü. O şaheser yapının değeri gözümde kat kat artmıştı çünkü o duvarlarında ki süslemelerin nasıl yapıldığını görünce gerçekten inanamadık. O motifler doğal taşların en ufak şekilde zımparalanarak yapılmış. Bir küçük lale figüründe 16 adet minicik parça var. Akik, lapis, sedef, turkuaz, yakut, malakit gibi yarı değerli taşlardan yapılma bu işlemeler küçük objeler ve sehpalar olarak tasarlanmış. Burada da alışverişimizi yaptıktan sonra gene asırlık bir miras olan kabartma el işlemesi örtü yastık kılıfı ve panoların sergilendiği ve o işlemenin nasıl yapıldığını gösteren bir showrooma gittik. İpek ipliklerden harika kabartma panolar yapılıyor İpek, taş dokuma işçiliğinin ortak özelliği artık bunu yapan ustaların çok azalması. Diyorlar ki -çocuklarımız bu işi devam ettirmek istemiyorlar.-Nerdee şimdi gençlikte o sabır diyorum ben de içimden.Sonra oradanda alacaklarımız aldık ve düştük yollara.5 saat kadar sonra artık otelimize yani Delhi ‘ye gelmiştik.

Oldukça şık bir otelin şık bir restorantında akşam yemeğimizi afiyetle aldık ve çekildik odalarımıza.

27 Şubat 2018

fbtHaydi uyan, yap güzel bir kahvaltı, gelen rehberinle günaydınlaş, gülümseyerek dökül yollara sadece size tahsis edilmiş olan aracınla.

Tekrar merhaba Yeni Delhi. Türkiyeden  buraya inmişti uçan dairemiz 🙂 Başka bir boyut burası o sebeple böyle yazdım :))

Bu sefer ki durağımız; gene ikinci kez göreceğim Lotus Tapınağı. Biraz da gülümsemem o yüzden. Tahmin ediyorum ki ekip te bayılacak o mimariye ve enerjisine.

Uzun lafın kısası geldikkk Lotus Tapınağına. Daha çok uzaktan davetkar bir hali var Lotus çiçeğinden feyz alınarak yapılmış olan bu yapının. Burayı da Fariborz Sabha adında  İranlı bir mimar yapmış. Hindu geleneğine göre saflığı, tazeliği ve sadeliği simgelediği için  lotus çiçeği formu kullanılmış.

Lotus Tapınağı, bir Bahai ibadet evi ve dünyada bulunan yedi Bahai tapınağının sonuncusu. Asya kıtasının Bahailik merkezi olan tapınak, sayısız mimari ödül kazanmış. Aralık 1986’da halkın ibadet ve ziyaretine açılmış. Dünyanın en çok ziyaret edilen binaları arasında yer alıyormuş.

dav

dav

Bahailik, insanlığın ruhsal birlikteliğine odaklanan tek tanrılı bir din. Bahai yasaları, ibadet evlerinin tüm dinlerden insanların mezhepsel kısıtlamalar olmaksızın ibadet edebilecekleri bir toplanma yeri olması gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle, tüm Bahai ibadet evleri gibi, Lotus Tapınağı da din ve diğer herhangi bir ayırımdan bağımsız olarak herkese açık. Tek bir koşul var: sessiz olmak…

Bahai tapınakların önemli üç ortak özelliği bulunuyor: Dokuz taraflı bir dairesel şekle sahip olmaları, bir kubbelerinin bulunması ve Bahai inançlarına göre dünyada bulunan dokuz dini temsilen dokuz kapısının olması. Lotus Tapınağı da diğerleri gibi dokuz dairesel yapı olarak düzenlenmiş. Dokuz giriş kapısı ile birlikte üç kat olarak yukarıya yükselen ve lotus çiçeğinin taç yapraklarını oluşturan 27 adet mermer yaprak binaya ana şeklini kazandırıyor. Kapıları oluşturan dokuz yaprak, tapınağın dokuz tarafındaki her bir girişi sınırlandırıyor.

Tapınağın dış cephe kaplaması Yunanistan’daki Penteli dağından getirilen beyaz mermerden yapılmış. Tüm Bahai ibadet evlerinin inşasında da aynı mermer kullanılmış. Beyaz mermer, hem tapınağın uzaktan kolaylıkla görünmesini sağlıyor hem de gün batımlarında ona mor ve buğulu bir görünüm kazandırıyor.

Tapınağın iç mimarisi doğal olarak oldukça sade. Bahai dininin kuralları gereği, yapının içinde herhangi bir dini simgeleyen hiç bir resim, heykel, sunak veya kürsü yer almıyor.

Lotus Tapınağı’nın en önemli özelliklerinden bir tanesi de çevreci yaklaşımı. Yeni Delhi’de güneş enerjisi kullanan ilk tapınak olan yapı, toplam 500 kilovat olan elektrik kullanımının 120 kilovatını güneş enerjisi ile üretiyor.

Düzenli bahçelerle çevrili olan tapınak, dokuz tane havuzun tam ortasında yer alıyor. Bu konumu ile suda yüzen dev bir lotus çiçeği hissi yaratan tapınağa girişler de bu havuzlar üzerindeki köprülerle yapılıyor. 

Bu tapınağın öyle farklı bir enerjisi vardı ki içeriden hiç çıkmak istemedik. Ayaklarımın altından tepeme kadar enerjiyle dolmuştum. Gene diyorum ki, anlatmak zor yaşamak lazım.

Gerekli turistik muameleyi yani fotoğraf çekinlerimiz yaptıktan sonra aracımıza binip Rishikesh’e doğru yola çıkıp 5 saat kadar sonra otelimize varmıştık. Arada yemek molası vermeden, sadece hindistan cevizi suyu içip yola devam ettik. Gez gez gör gör nereye kadar 😛 Yol uzundu, oteli bulmakta zorlandık derken geldik nihayet. Yorulmuştuk biraz. Ama oteli görünce gözümüz açıldı. Bugüne kadar kaldığımız otellerin en iyisi. Muhteşem bir dekora ve manzaraya sahip Elbee Otel.  Kesinlikle bu  otele gidin derim yolunuz buraya düşerse.  Ganj nehrini bir de buradan seyredin. Mutfağı sunumu çok güzel olan konforlu bir otel. Leziz akşam yemeğimizi de aldıktan  odalarımıza çekildik. Sabah 07.00 da yoga olduğunu duyunca sevinmiştik. Günlerdir yürümekten kaslarımız kısalmıştı. Azıcık esneyelim diyerek sabah gidelim dedik yogaya.

28 Şubat  2018

sdr

sdr

Yaşasın yoga class

Çok tatlı bir yoga eğitmeni eşliğinde gene güle oynaya yoga yaptık. 4 günde kaskatı olmuşuz valla. Sonrasında gene Ganj manzaralı restorantımızda mükellef bir kahvaltının ardından rehberimizle buluşup Parmath Niketan Aşrama gidip kayıtlarımızı yaptırdık. Ardından Ram Jula ve Laxman Julayı gezip  orada ki  aarti törenine katıldık. Şu aartiler nasıl da etkiliyor beni. İçimden bir hindu çıkıyor adeta. Boynumda allah kolyemde her yerde benimle. O ayrı.

Biz beş cesur yürek olmuş Türk kadınları o kadar güzel vakit geçiriyorduk ki anlatamam bu duyguları. Bir tarihe doyup, bir hindistan yemeklerinin her gün farklı bir yönünü keşfedip, bir yandan etliye sütlüye gülecek kadar mutlu geçen görsel ve doyumsal bir şölendi bizim için Hindistan. Hangi sohbetimiziden

dav

dav

bahsedeyim size o kadar çok ki. Kimisi içimizde ki farkındalık yüklü kelimelerin yan yana gelişi, kimisi içimizde ki çocuğun hayata bakışı gibi daima gülen taraf, kimisi egoyla yakalamaca oynadığımız anların dışa vurumu…böyle böyle kendimizi törpülediğimiz  cümle sürüsü içinde buluyorduk kendimizi. Her gün gömlek değiştirdiğimiz gibi şöför ve rehberlerimiz de vardı tabii günün konuları içine giriyordu..

01.Mart 2018

Günaydın Parmath Niketan

Ganj’ın o dinginliği yansıtan manzarasıyla birleştirdiğimiz keyifli anlarımızdan sonra sabah 3 30 da lobide buluşmak üzere sözleşip çekildik odalarımıza. Ya bu otelin sahibi hiç bir masraftan kaçmamış ve çok şık bir konsept yaratmış. Çöpiüğe bakan taraftaki  odaların camları shiva resimleriyle kaplanmış. Asansörde sürekli meditasyon müziği. İnsan sinirlenemiyor bile sürekli bir huşu halii. 🙂 Burası Rishikesh havası enerjisi bambaşka. Ertesi gün için yani büyük gün için hazırdık.

dav

dav

Amann ne olucak ki edasıyla düştük yollara gecenin kör karanlığında. 03. 30 da aracımız bizi Ram Jula’ya götürdü. Sonrasını biz yürüyerek, hani gerçekten iyi cesaret diyecek  yürüme yolu olan bir mesafeyi köpekler eşliğinde aştık. Ram Jula köprüsünü geçerken Himalayaların gece rüzgarı yüzümüze vuruyordu. Tek ses, kendi alanına giren köpeğe 3 5 köpeğin tehtitkar havlamaları idi. Arada biz de korktuk ama güvenli bir alanda hissediyorduk kendimizi. Ne o Gurushab’ın meditasyon saatine yetişiceceğiz diye yaptık bunları. İyi olmadı mı oldu tab iki. Gurmuk’un yani Amerika’nın ünlülerin yoga eğitmeni olan yogininin kocası Gurushab. önceden deneyimlediğim için biliyorum dersleri zor ama çok güzel. Bir yoga eğitmeni iseniz onunla bir meditasyon yapmanın keyfi bir başka.

dig

dig

06.30 a kadar süren bir seansın ardından gidiyoruz çelik tabaklarımız çelik bardakalrımızla kahvaltı yapacağımız çadıra.

Mert Güler ve ekibi de oradaydı. Onlarla selamlaştık ve masamıza geçtik. Bir önceki gidişim de Mert Güler ve ekibiyle olmuştu. kendisiyle böyle bir deneyim yaşadığım için mutluydum.

O günümüzü değişik hocaların derslerine girerek ve ardından da biraz alışveriş yapalım diyerek çarşı da geçirdik. Akşam 18.00  da aşrama geri döndüğümüzde aarti başlamıştı. Yoga festivalinin ilk günü olması sebebiyle doğa gösterilerinin yapıldığı seremoni çok etkileyiciydi. Patmath Niketan Aşram da yapılan bu festivale dünyanın her yerinden yoga eğitmenleri katılıyor. yaklaşık 50 öğretmen seçeneğiniz var istediğiniz derse girebiliyorsunuz. En önemli festival bu. Rishikesh te her yer yoga okulu. Neredeyse marketi bile yoga school yapmışlar. Burada da inekler maymunlar şehrin efendileri.  Ganj nehrinin tüm yin enerjisi, dinginliği sarmış bu bölgeyi. Her gün yapılan aartilerin de etkisi var tabi. Ben burada 6 ay yaşarım dedim bu sefer 🙂

IMG-20180304-WA001902. Mart 2018

Happy Holi olsun herkese

Bugün happy holi. Hintlilerin kutsal saydıkları kepenkleri indirdikleri bir gün. Herkesin elinde boya happy holi diye diye boyamadık yer bırakmıyorlar. Valla bu günü icat edene helal olsun. Sokakta danslar ediliyor, yerli yabancı demeden herkesin elinde boya gel suratını boyiyim tarzı. İnekler bile holi kıvamında boyanıyor. Yoga dersine giderken başlandık boyanmaya iki saat içinde ressam paleti gibi olmuştum. Herkesteki o gülen yüzün yanı sıra gülen gözler ve kalpler bir harikaydı. Tabi holi olduğu için o günkü rafting turumuz iptal olmuştu ve rehberimiz de Haridvar dan gelememişti. Nasıl olsa aracımız vardı biz gittik öğleden sonra onun  yanına. Bize Haridvar ı gezdirdi. Tapınakları gördük. Bir tapınakta yaşı olsa olsa ancak 30 olan ve 14 yıldır sessizlik orucunda olduğunu söylediği Babaji lakaplı yani kutsanmış kişi denilen birinin yanına gidip dileğimizi söyledik o da kağıda yazarak bizimle iletişim kurdu ve bize uygun mantralar verdi. Allahın isimlerini zikretmek gibi. Esma ül Hüsna etkisi gibi sanki. Mantra ve ilahiler, zikir yöntemleri kişinin kalbinden yaradanın kalbine giden yolun rehberi gibiler. Niyet aynı diller farklı.

dav

dav

dav

dav

Yoga yaptık, boyandık, gezdik, gördük, alışveriş yaptık yani gözümüz gönlümüz doyduktan sonra otelimizde de sevgili karnımızı doyurduk lezlz yemeklerle. Ardından bir sohbet bir muhabbet bir günü daha güzel anılarla arkamızda bıraktıktan sonra,  biraz  son gecemiz olması sebebi ile buruktu içimiz.

03. mart 2018

Hoşçakal Rishikesh,

Kahvaltımızın ardından önce Laxman Jula’ya gidip almak istediğimiz bir kaç parça şeyi daha doğrusu hediyelerimizi aldıktan sonra Delhi’ye doğru yola çıktık tekrar. Nasılda geçti 3 gün , çabucak anlamadık bile.

Laxman Jula da çok keyifli bir yer. Dedim ya ben burada yaşarım. Tekstil de özellikle tercih sebebi olacak bir yer. Rudrakşa almak içinde öyle. Özellikle kaliteli mağazaları çok şık. Fiyatlar fena değil.

IMG-20180304-WA0007Geldik Delhi de ki otelimize. Aynı süreçler dizilimi. ; yemek ye, sohbet et, gül, şakalaş, eğlen ve hoop haydi yataklara modu. Bir Hindistan masalının sonundaydık artık. Sabah uçağımız için 3.00 te kalkıp rehber eşliğinde havalimanına gidecek olmamız sebebiyle yattık ama bende uyku yok. Hem özlem vardı içimde sevdiklerime duyduğum , hem de buraları bırakacak olmamın garip duygusallığı.

Benden size söylemesi.. Bana söylediler ama atlamışım bu konuyu. Delhi havalimanına girerken bilet dökümü yanınızda olmazsa sizi içeri almıyorlar. Ya belge de ya da telefonunuzda bilet görüntüsü olsun.

Uçağımızda eve 7 saat kala bir durumda iken koca yolculukta yemek için gözlerimi açtım sadece. Bir baktım ki istanbul a gelmişiz.

Bir sürü güzel anıyla,”iyi ki ”lerle, nutlulukla döndük yuvamıza. Neler gördük, neler yaşadık anlatmaya çalıştım ama eksik kaldı bir çok şey biliyorum.

Mesela Hindistan’ın inaçlarına teslim olmuş yüreklerini anlatamadım. Yüzlerinde ki o kabullenmişliği, olduğu hallerden mutlu olmayı yaşam amacına dönüştürmüş hallerini, en- leri, yani zenginliği de dip fakirliği de gördüğünüz anları, yol üstünde refüjlerde yaşayan ailelerin emekleyen çocuklarının nasıl oluyor da arabaların altına girmiyorlar diyen bakışlarımızı, yollarda yatan saduları, bize göre yoksulluk kavramının en derin yaşandığı ülkelerden biri olan Hindistan’ın cıvıl cıvıl renklerinin ruhlarına yansımış yönlerini, araçların yolları kilitlemesine rağmen bir şekilde kendi içlerindeki bir düzenle sorunsuz yol alışlarını, bir kap ve bir örtü ile de hayat yaşanabileceğini, diyorum ya enlerin olduğu anları anlatamadım mesela.

Daha çok şey var anlatamadığım . Kalp gözümün gördüğü şeyleri anlatamadım sadece deneyimleyebildim.

Seneye yapacağımız

NEPAL-KATMANDU-JAIPUR-AGRA-DELHİ-RİSHİKESH gezimizde anlatabilirm belki.

 

Bu kendimizi keşif yolculuğumuzda benimle yol alan gönlü güzel öğrenci- arkadaşlarıma, bu etnik programı oluşturup, bizim güvenli, keyifli ve kaliteli bit tur programı içinde yer almamıza vesile olan Cicerone Travel kurucularına, ve Hindistan da bizi en iyi ve profesyonel bir biçimde ağırlayan Horizon Travel sahiplerinden sevgili Surinder’e , büyük bir incelik ve nezaketle  bize rehberlik eden güzel yüreklere, orada yol alırken bizi güvenli bir şekilde gezdiren şöförlerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Eğer içsel yolculuğunuza çıktığınızı düşünüyorsanız, içinizde ki cesur yüreği de yanınıza alın ve çıkın yola.

Dilerim dilekleriniz, arzularınız, niyetleriniz gerçek olur. Daima sevgiyle kalın.
kart

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir