Kıskanç Mıyız? Değil Miyiz?

Kıskanç mıyız? Değil miyiz?

Bu sabah, ulvi görevim olan gülme seansımı gerçekleştirmek için karikatürlere bakarken, konusu kıskançlık olan bir karikatür beni bu yazıyı yazmaya yöneltti. Kıskanç mıyız değil miyiz? Ya da ne kadar kıskancız.

Bazıları hemen kabul eder. Seven adam kıskanır tabii der. Bazıları ‘’yoo ben hiç kıskanç değilimdir’’ der.

Kıskançlığın da çeşitleri vardır;images (2)

Maço kıskançlar var mesela , ya benimsin ya kara toprağın cinsinden konuşan. Onlar gece karanlığında ki baykuş gibi her an tetikte olurlar. Kadınıma ya da erkeğime kim bakıyor durumu. Bak şimdi dağıtırım burayı havalarındadır.

Bazıları modern kıskançtır, onlar bazı durumlarda kıskanıyor. Yerine göre kıskancım diyor. Peki yeri dediğin nedir?

Bazıları ise hiç değilim der ama içinin yağları erir, erirde diline gem vurmuştur bir kere belli etmeden öyle sessiz sessiz kıskanır.

Kıskançlık sadece eşe, sevgiliye değildir tabi. Çocukken annemizi babamızı kıskanırız. Hadi arkasından nüfusa katkı olarak gelen kardeş vardır. Bir anda prens ya da prenses olma durumu bitiverir, alırlar tacımızı elimizden. Kardeş kıskançlığı en masumudur. Paylaşmakta zorlanır anneyi babayı. Çünkü sadece kendi sevilsin ister saf çocuksu duygularla.

Okulda arkadaşlarımızı, iş yerinde mesai arkadaşlarımızı, daha güzeli, daha zengini, daha başarılıyı kıskanırız ve bunun gibi bir sürü sebep vardır hayatımızda kıskançlık denilen negatif duyguyu yaşamamızı sağlayan.

Bir de kıskanılmayı bekleyen bir grup vardır. Özellikle genç kızların yaşadığı bir durum. ‘’Aman Allahım beni kıskanıyor demek ki beni önemsiyor ‘’ diye etekleri zil çalan kızlar. ”İlk önce hoş gelir sonra bunalırsın kızım”desende ağzı kulaklarındadır bir kere.

Neden kıskanırız?

 

Kıskançlık, sahip olduğumuz şeyleri kaybetme korkusuyla yaşanan bir ruhsal durumdur. Sevgilimizi, eşimizi, işimizi, en yakın arkadaşımızı başkasına kaptırmaktan korkarız.

Kıskançlıkla birlikte öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi duygular da yaşanır.

Değersizlik, özgüven eksikliği ve yetersizlik hissi kıskançlığa sebep olur.

Bazı durumlarda da mukayese girer işin içine ve ‘’onun sahip olduğu şey bende de olmalı’’ dürtüsü kıskançlığı yaratır.

Kıskançlık, bilinçaltımızda ki kayıtlarımızdan kaynaklanmaktadır. İnsanın yaşayabileceği çok doğal bir dürtüdür aslında.

Kıskançlığın sonuçları genelde sorunlar yaşamamıza sebep olur. Çok kıskanç biri varsa hayatınızda biri boğazınızı yavaş yavaş sıkıyordur sanki. ”Bana güvenmiyor” der biinçalıtınız.

Peki nasıl bu duyguyu hafifletebiliriz dersiniz?

 

Yukarda da belirttiğim gibi özdeğer ve ve özgüveni yükseltmemiz lazım önce. Ben değerliyim diyebilmek, önce kendine ve hayatında ki insana güvenmek gerekir.

İş yerinde kıskançlık ya da kardeş kıskançlığı hepsi için aynı şey geçerli . Ben değerliyim, ben yeterliyim, ve kendime güveniyorum sözcüğünü kavramak işin büyük ölçüde çözümü demektir. Biraz rahat olmak gerekir. Eldeki kuşu çok sıkınca ölür bırakınca gider derler ya. Gitsin. O zaman kalmasının anlamı yokmuş. Biraz yerlere dökülen egonla uğraşırsın o kadar.

Siz yanınızdakinin elini tutun ‘’ben istediğin sürece yanındayım’’ güvenini vererek.

Kendinize güvenin. Kıskanmazsa az seviyordur diye bir şey yoktur. Bunu kabul edin.

Sevgi varsa kıskançlık var olamaz. Diğeri egonun sahiplenmesidir. Var mı bir itirazı olan? J

İç geçirerek okudunuz bir sürü düşünceler geçti beyninizden . Şimdi sorun kendinize ne kadar ve ne tür kıskançsınız? Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin yeter. Enerjinizi bu negatif duyguyla yok etmeyin.

Kişisel GEşişim Uzmanı Yeşim Güralp

Kıskanç Mıyız? Değil Miyiz?” üzerine 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir