İstemeyi Biliyor Muyuz?

158273İstemeyi Biliyor Muyuz?

‘’Ağlamayan çocuğa meme vermezler’’ demiş atalarımız. Ne güzel ifade etmişler biz istemezsek istemeyi bilmezsek bize o şeyin gelmeyeceğini ya da gelemeyeceğini.

Bir seansımda danışanıma ‘’ne istiyorsun kendin için’’ diye sorduğumda uzun bir bekleme ardından –sağlık– dedi.

‘’Sağlığında sorun mu var ?’’ diye sordum,

–Yoo sağlıklıyım aslında– dedi..

‘’Olan bir şey istenmez ki’’ dedim.

–Ne bileyim işte sağlıklı olma halim devam etsin istiyorum– dedi.

‘’E o zaman bugüne kadar nasıl sağlıklı olmayı başardıysan devam et’’ dedim. Ve tabi sağlıklı olmazsan ne olur gibi ince detay sorularla birlikte bilinçaltındaki korkular çıktı ortaya. Oralara girmeden konumuza dönelim, şimdi konumuz istemek..

Ve ekledim’’ Başka ne istiyorsun?’’ Sesi titrek ve tereddütlü iken;

–Yapmak istediğim işi yapmak istiyorum– dedi. Bahsettiği iş şu an ki mevcut durumundan çok öte olan bir iş. Olsun imkansız değil .

‘’Peki o işi yapmak için hiç harekete geçtin mi araştırdın mı?’’

–Yok benim için çok uzak bir ihtimal–dedi.

Ve bunun gibi bir çok soru ve cümleler geçti aramızda ve hala cevap yok.

Sonuç; ne istediğini o bile bilmiyorken sistem ona nasıl yardım etsin. Aykut Oğut’ un bir kitabında belirttiği gibi sipariş vermezsen servis bekleyemezsin.

Bir yerlerden başlamak lazım istemeyi öğrenmeye. Şimdi sana istemediklerini yaz desem o kalem sayfadan kalkmaz. Peki isteklerini yaz desem.. ımmm diye başlayan cümleler yayılır dudaklarda.

Beyin derin bir hesap içine girer. Ne kadar isteme hakkım var?. Bencil olmamalıyım. Çok şey istemek olmaz ki. İstiyorum da ben bunu hak ediyor muyum? diye dürter bilinçaltı alttan alttan. En vahimi de istediğin şeyle baş etmek korkusu vardır. Onu kontrol edememe ve yeniden kaybetme. Evrenin işi çok zor çok . Bunca vesvesenin ardından senin istediklerini bulacakta , önce bir mutfak hazırlığı sonra servis. Oda kolay olana başvuruyor nasıl mı, senden yayılan frekans gereği ne görüyorsa sana onu servis ediyor.

Mesela başarılı olmak istiyorsun ama başarısız olduğunu düşünüyorsun. Al sana başarısızlıkla dolu servis açıldı. Depoladığın kayıtlardan ötürü, korkun senden önce sipariş vermişti. Bir sürü başarısızlık hikayesi yaşamaya başlıyorsun.

Başka bir örnekte ise sevilmek, değer verilmek, onaylanmak istiyorsun, alttan gelen sevilmediğin, değersiz olduğunu düşündüğün, bir türlü kendini kanıtlayamadığın duyguların kontrolüyle yayılmaya başlıyor korkular, isteğinden önce. Sevilmediğine dair inancın öyle güçlü ki. Hoş geldin sevilme onaylanma çabaları ve doyurulamayan bir ruh.

Zenginlik istiyorsun, zenginlerin nasıl zengin oldukları konusunda negatif inançlar ya da zenginlik zor iş, zenginlik kötü insan olmayı gerektirir gibi korkular varken al sana vasat bir hayat diyor. Parayı hayatına çekebilecek iken onu kendinden uzaklaştırıyorsun.

Araba almak isterken için, iç sesin ‘’hadi oradan onun aylık benzin bakım masraflarını düşünsene, bin dolmuşa git’’ diyor. Sana fakir zihniyetiyle yaklaşıyor. Ve tuzağa düştün. Başka bir şey bir sürü şey olabilir hayatına almak istediğin. Maddi manevi, farketmez. Tek sorun onu korkusuzca istemek.

Bu soruyu sor kendine ‘’Ne olmak istiyorum. Ne yapmak istiyorum. Neye sahip olmak istiyorum.’’ Şimdi listeni buna göre çıkar .

İşe istediğini saptamakla başla. O şeye ne kadar yakınsın, hedef yol haritası çıkar. Engellerin ya da yardım alacağın potansiyellerin ve engelleyen korkuların neler. İstek ve yapabilme inancın ne? Adım adım sabırla yoğrulmuş bir azim ve kendine güvenle yapacağın girişimler işleyen düzene ulaşacak ve sana taleplerin karşılanmış olarak geri dönecektir.

Aşk, iş ,para, ev, araba, huzur, mutluluk her ne varsa istediğin doğru frekansları gönderdiğin sürece yaşamının içinde olacaktır.

Evren algılarımızın ötesinde bolluk içindedir. İstemesini bilirsen, engel oluşturan korkularından özgürleşirsen, bil ki arzularına çok yakınsındır artık.

En önemlisidir isteklerinin karşılık bulacağına inanmak. Bununla ilgili çok beğendiğim bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

Musa bir köyden geçerken toplanmış ola halka ‘’neden buradasınız ne yapıyorsunuz?’’ diye sorar. Halk– yağmurun yağmasını diliyoruz, lütfen bizim için Tanrı ya iletir misin?– derler ve Musa ‘’tamam’’diyerek ayrılır yanlarından. Ertesi gün halk hala aynı yerdedir Musa’ yı görünce –hani yağmur yağmadı bizim için sen isteyecektin ? — diyerek çıkışırlar. Musa’nın verdiği cevap ise ‘’hani hendekleriniz’’ diye sorar ‘eğer siz yağmurun yağacağına inansaydınız hendeklerinizi hazır ederdiniz’’

Uzun lafın kısası sadece istemek değil, istemeyi bilmek ve inaçlarla o isteği beslemek gerekir. Sen ilahi sisteme güvenirsen, sistem seni mahcup etmeyecektir.

Kişisel Gelişim Uzmanı Yeşim Güralp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir